TR EN
AĞUSTOS 2019 – ŞUBAT 2020

Sibel Horada

1980 yılında İstanbul’da doğan sanatçı, 2003 yılında ABD’de Brown Üniversitesi Görsel Sanatlar Bölümünde tamamladığı lisans eğitiminin ardından 2011 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi’nden yüksek lisans derecesini aldı. Kentsel, arkeolojik ve ekolojik kültürlerle ilgilenen Sibel Horada, çalışmalarında kişisel ve kolektif olanın tarihine odaklanarak yok olmakta olanın belleğini tuhaf1, rastlantısal örüntüler etrafında sorguluyor. Metin ve form birlikteliğini kullanan sanatçı, araştırmalarını şiirsel heykel ve yerleştirmelerinde somutlaştırıyor. 

Horada’nın kişisel sergileri “Yangın Günlükleri”, Daire Sanat (2012); “Düşüş”, Daire Sanat (2013); “Zwei Positionen: Sibel Horada und Buket Savcı”, Kunstverein Ludwigsburg, Almanya (2018); “Bir İç Mekân Bahçesi”, Depo (2019) iken grup sergileri arasında “Anarchitecture”, Ariel Sanat (2017); “Port İzmir 3, İzmir (2014); “Signs Taken in Wonder”, MAK Museum, Avusturya (2013); ve Kunstverein Hannover (2013); “HereTogetherNow Public Presentation”, MataderoMadrid (2013); “An Attempt At Exhausting a Place”, Hamursuz Fırını (2012) sayılabilir. 2017’de Daire Sanat’ta düzenlediği “Bir Batık Ada ve Yüzeyde Kalma Taktikleri” ile küratörlük de yapan Horada, Ağustos 2019’dan beri çalışmalarına SAHA Studio’da devam ediyor. 


Suyun Taksimi, Taksim'in Suyu, 2020, Video, 7’44” - Akış, 2020 - Enstalasyon: üzerine ebru yapılmış gazeteler, metal gazete standı, rulo kâğıt baskı, emaye bebek küveti, sıvı seramik, toprak.

Taksim Bölmek Demek

SAHA Studio’da misafir olduğu süre boyunca mekâna gidip gelirken deneyimlediği Taksim meydanı üzerine düşünen sanatçı, Taksim’in geçmişini taşımanın, geleceğini ise tahayyül etmenin güçlüğünden yola çıkıyor ve meydana ismini veren tarihi su yapısının işlevini mecazen sürdürdüğünü hayal ediyor. 

Taksim Bölmek Demek. Meydanın ismi, 18. yüzyıldan beri burada bulunan ve maslaktan, yani kelime anlamıyla durmadan akan borudan gelen suyu bölerek dağıtmak için yapılmış olan maksemden geliyor. Taksim Maksemi, İstiklal Caddesi’nin sonunda, Taksim Cumhuriyet Anıtı’nın arkasındaki eski su depolarının ve inşaatı devam eden caminin köşesinde bulunuyor. Suyun üç mahalle arasında hangi oranda dağıtılacağı, bu yapı içerisindeki düzenek yoluyla müzakere ediliyor. Kuzeye doğru genişleyen şehir tarihi su yolunu fiili olarak kesintiye uğratmış olsa da, sanatçı halen orada bulunan maksem yapısının, kaynak dağıtımı işlevini sessizce sürdürdüğünü hayal ediyor. Suyun kanalizasyonu, akışı ve kesintisini, insanların, trafiğin, zamanın, belleğin ve gündemin akışı, nakit akışı, sanatsal düşüncenin, üretimin ve üretkenliğin akışıyla ilişkilendiriyor. Taksim meydanında mimarinin, bu akışları dinamik bir biçimde düzenleme teşebbüslerini, bir sunum performans yoluyla ele alıyor.

Taksim Cumhuriyet Anıtının da bir meydan çeşmesi olarak tasarlandığını, ancak bu çeşmenin suyunun hiçbir zaman bağlanmadığını öğrenen sanatçı, duran suda yaratıcı bir alan açmanın olasılıklarını araştırıyor. Anıtın yan cephelerinde bulunan yalaklarda biriken suda ebru yapmayı deneyen sanatçı, meydanda mevcut olma denemelerini bir video yoluyla anlatıyor. Ayrıca, durgun suda yapılan bu geleneksel bezeme tekniğini kullanarak, günlük gazetelerle kendi tanımladığı bir ilişki kurma biçimi üretiyor. Birer yaratı olarak görmeye başladığımız gazeteler böylece akan zamanı imleyen estetik nesnelere dönüşüyor.

www.sibelhorada.com

DİĞER SANATÇILAR

Bu web sitesinde size daha iyi hizmet sunabilmek için çerez kullanılmaktadır. Kullandığımız çerezleri görüntüleyebilmek ve daha fazla bilgi almak için Gizlilik ve Çerez Politikası sayfasını inceleyebilirsiniz.