TR EN
TEMMUZ - ARALIK 2025

Neval Tarım

Neval Tarım

Neval Tarım, disiplinlerarası bir ses sanatçısı, ses tasarımcısı ve eğitmendir. Sanatsal pratiği, ses, mekân ve algı arasındaki etkileşimlere odaklanır; mimari yaklaşımlar ile mekansal ses teknolojilerini bir araya getirerek, mekânı duyumsamanın ve hayal etmenin yeni yollarını öneren anlatılar üretir.

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Mimarlık Bölümü’nden mezun olduktan sonra, Müzik İleri Araştırmalar Merkezi’nde (İTÜ MIAM) Ses Sanatları yüksek lisans programını tamamladı. Sanatsal üretimi; mekansal ses kompozisyonları, mekâna özgü yerleştirmeler, film için ses tasarımı ve ses manzaraları ile deneysel tekniklerin şekillendirdiği mekansal canlı performansları kapsar. Sanatsal pratiğinin yanı sıra, mimarlık, şehircilik, hareketli ve durağan görüntü, müzik gibi farklı alanlarda ses üretimine dair disiplinlerarası bakış açıları sunduğu atölyeler, seminerler ve dersler aracılığıyla akademiye katkıda bulunur. 

Kül Günlükleri

Kül Günlükleri, yaklaşık elli yıl önce soba borusu kısalığı sebebiyle yanmış bir aile konağının ses, bellek ve mimarlık aracılığıyla yeniden tahayyül edilmesini araştırır. Üsküdar’daki Tahir Paşa Konağı, sanatçının babasının ailesinin eski meskenidir; bugünse yerinde başarısız bir rekonstrüksiyon bahçesinde sanatçının doğduğu apartmanın kentsel dönüşüme uğramış hali bulunur. Çocukluk yıllarında konağın taş temel kalıntılarıyla kurulan temas, yıllar içinde dönüşen semt görüntüleri ve aile anlatılarıyla birlikte, yapı artık fiziksel değil, çok katmanlı bir hayalet mimariye dönüşmüştür.

Projenin araştırma süreci, konakta yaşamış aile büyükleri, kiracılar ve misafirlerle yapılan sözlü tarih görüşmeleriyle başlar. Bu görüşmelerde hatıralar kimi zaman uyumlu, kimi zaman çelişen, kimi zaman da aniden sessizleşen bir akış oluşturur. Katılımcıların duraksamaları, aynı ayrıntıyı eşzamanlı hatırlamaya çalıştıkları anlar, tarif edemediklerini bedenleriyle tamamlamaları, anlatıdaki boşluklar ve uyumsuzluklar projenin ana araştırma alanını oluşturur. Sanatçı, bu kırılgan anlatıları ne kadar doğru algılayabildiğini de sürekli sorgular.

Aile fotoğrafları, mimari arşiv belgeleri, mahalle tarihine dair planlar ve dönemsel yapı malzemeleri üzerine araştırmalar, sözlü tarih kayıtlarıyla birleşerek konağın parçalı, kaygan ve çoğullaşan bir mimari hayalini oluşturur. Bu hayal, hiçbir zaman tek bir “doğru” mekâna indirgenemez; aksine, farklı hafızaların çarpıştığı bir alan olarak ele alınır.

Studio alanında yer alan ses kompozisyonları, çok kanallı bir yerleştirme içinde soba borularına gizlenmiş hoparlörler aracılığıyla mekâna yayılır. Soba boruları, yangının gerçek sebebine ve yapının yok oluşuna gönderme yapar. Rezonansları, uzunlukları ve boşluklarıyla her boru farklı bir duyum sunar. Soba borularının modüler birleşme potansiyeli, evin hafızalarda kalan mekânsal örgüsünü yeniden düşünmek için bir araç olarak kullanılır.

Anlatılardaki mekânsal ipuçlarına dayanarak farklı modüller tasarlanmış; yerleşimleri sergi alanında konağın birimlerini, ilişkilerini ve akışlarını yeniden kuracak biçimde kurgulanmıştır.

Kompozisyonda duyulan sesler, anlatılarda tarif edilen sesleri üreten nesne ve malzemelerin izini sürerek oluşturulmuştur. Sanatçı bu sesleri İMÇ’de, konağın bulunduğu çıkmaz sokakta ve hâlâ ayakta duran duvar kalıntıları üzerinde farklı mikrofon ve araçlarla yaptığı kayıtlardan toplar. Aslında orijinal ev artık olmadığı için, onun seslerini başka yerlerde arar; ses, kayıp yapının peşine düşülen bir araştırma yöntemine dönüşür.

Yerleştirme, konağın mekânsal belleğini parça parça yeniden kurarken ölçekler arasında gidip gelir: Modüller evin farklı birimleri gibi davranır; bazen evin bütününü kapsar, bazense yalnızca tek bir yapı elemanına yoğunlaşarak hafızada büyütülmüş bir ayrıntıya dönüşür. Böylece yapı, mekânda hem bir bütün hem de bir fragman olarak var olur. İki gruba ayrılan modüller daha sıcak, bellekte yer edinmiş anılar ile bilinç dışına itilmiş tanımlanamayan kısımlar arasında salınır.

Evdeki mekânsal hafızanın öne çıkan unsurları — sofa ve salonun sıcaklığı, merdivenlerin ritmi, üç kotlu bahçe, üç kuyu, mermer banyo ve herkesin farklı hatırladığı bodrum — ses, video ve mekânsal yerleştirme içinde birbirine eklemlenir. Ev çoğunlukla dolaşım üzerinden hatırlandığı için, kompozisyon da katlardan bağımsız bir dolaşım aksı üzerinde kurgulanır.

Kül Günlükleri, yok olmuş bir yapıyı birebir yeniden kurmak yerine, çoklu sesleri, çatışan anlatıları ve bellek boşluklarını algılanır kılmayı amaçlar. Evin tekrar tekrar kurulan, sökülen ve yeniden beliren mimarisini bir “hatırlama mekânı”na dönüştürür; son hali olmayan bir evin müzesini kurar.


DİĞER SANATÇILAR

Bu web sitesinde size daha iyi hizmet sunabilmek için çerez kullanılmaktadır. Kullandığımız çerezleri görüntüleyebilmek ve daha fazla bilgi almak için Gizlilik ve Çerez Politikası sayfasını inceleyebilirsiniz.